Ev hanımları o incecik baklava hamurlarını nasıl açıyorlar şaşıyorum. Böyle yusyuvarlak incecik hamurları , ellerindeki oklavayla öteye beriye savurarak öyle güzel hazırlıyorlar ki özenmemek mümkün değil. Oysa ben yeteneksizliğin daniskası. Kalıncana bir makarna hamuru bile açamam. Açmaya çalışsamda benimki yuvarlak falan olmaz. Yamuk bile olmuyor ki size burada tarifini anlatayım. Öyle şekilsiz duruveriyor. Ama ben ne yapıyorum. Hop diye çelik tencerenin birini ters yatırıyorum. Sonra kenarlarını kesiveriyorum . Artan hamurun az birazı mideme. Annem duymasın, aslında hepsini mideme indiriveriyorum. Sonra oluyor sana yuvarlak mis gibi bir hamur. Makarna hamuru ama. Daha incesi olmuyor, olamıyor. Sanırım sonsuza kadar da olamayacak.
Üstteki tartın hamuru da yukarıdaki tarifime benzer oldu. Bu sefer tancereyi ters çevirip fazlalıkları atmak istemedim. Kalın ve şekerli bir hamur olduğu için pişince harika olacağını düşündüm. İyiki de öyle yapmışım. Yanıltmadı beni. Oldukça lezzetli oldu.Görüntüsünden hamur açmadaki yeteneğim zaten belli oluyorduk daha fazla konuşmayayım yoksa şımarıcam.
Gelelim fasulyenin faydalarına. Tart tarifi üç aşamadan oluşuyor. Aslında biraz zahmetli. En zor tarafıda onca elmayı soymak ve hamuru açmak. Gerisi kolay, hemencecik yaparsınız. Ben yaptıysam zaten siz hayli hayli yaparsınız. Şimdiden kolay gelsin. Devamını Oku »
3
Nisan
2012
7-8 Nisan günleri 3.Alaçatı Ot festivali düzenlenecekmiş. “En fazla ot çeşidini kim toplayacak”, “En güzel otlu yemeği kim pişirecek” diye merak ediyorsanız. Gitmenizi tavsiye ederim. Fotoğraf makinemle orada olup fotoğraf çekebilmeyi yada yarışmalara katılmayı çok isterdim ama özel işlerim sebebiyle bu şimdilik mümkün görünmüyor. İzmir ‘li olarak festivale katılamasam da önceden haber vermeyi istedim. Çünkü Hamsi festivalinin yada 3.Ege mutfak zirvesinin yapılacağını önceden bilgi vermediğim için papara yemişliğim oldu.Şimdi gelelim festivalin kapsamına.
7 Nisan Cumartesi
8 Nisan pazar
Pazar günü sabahın köründe uyandık. Çay demlenmeye koyulmuşken, ben havuçlu enfes bir kek yaptım. İçine ceviz de attım ama bu seferkine bal eklemedim. Benzer bir tarif arıyorsanız linki kullanabilirsiniz. Neyse efendim nerede kalmıştım. Hah! sabahın köründe kalktık kısmından devam ediyorum. Kek fırında kabarmaya başladığı zaman biz kahvaltımızı yaptık. Pikniğe gideceğimiz için yırtılsada ardından ağıtlar yakmayacağım bir kot ve ona uygun yeşil bir tişört giyindim. Yaş yirmi altı buçuklara dayanmış ben hala saçımı ikiye ayırıp örüyorum. İlköğretimin önünden geçsem hoca şeker suratlımın elinden alıp, tek ayak üstünde tahtada bekletecek sanki. Öylede şirinim yani. Eve al besle. Şeker suratlımda sweat ve yırtıklı pırtıklı bi kot giyindi. Elimizde fotoğraf makinası, sırtımızda çantalarımız. Bindik metroya 🙂 evet bizim arabamız yok. Valla ya, heves yok işte abicim ne yapalım. Ömrümüzün yarısı kent kart kuyruğu ve yollarda geçse de bıkıp almıyoruz şu 4 tekerden. Karşıyaka’nın bir ucundan, Ayrancılar Subaşına dek değişik araçlar üzerinde tam 2 saat yol aldık. dayımlar, annemler ve teyzemler tayfasıyla buluştuk. Devamını Oku »
30
Mart
2012

Misafire ikram edilebilecek çok fazla şey bilmediğim zamanların birinde. Güzel yüzlü Özlem bana bir tarif gösterdi; irmik tatlısı. Kolay ölçülebilecek, hemen bulunabilecek malzemelerden yapılan bu sütlü tatlıyı çok seferler yemiştim elbette. Ama annem dururken bana yapmak düşmediği için merak edipte sormamıştım nasıl yapıldığını. Dedim ya Özlem bana tarif etti diye. Aslında sırf tarifini vermekle kalmadı, geçti mutfağın başına, benden tencereyi ve malzemeleri istedi, başladı yapmaya. Herşeyi tüm ayrıntısına kadar anlattı üstelik. Nasıl anlatmasın kıza sorup duruyorum boyna; Devamını Oku »
30
Mart
2012
Bahar dolayısıyla kendimi tembel hayvan gibi hissediyorum. Kitap okurken uyuyakalıyorum, yemek masasını topladıktan sonra koltuğa yığılıveriyorum, gözlerim hep yarı kapalı, uyuklar vaziyette. Ben böyle biri değildim oysa ki . İşten döndükten sonra ikram edilecek yemekleri pişiren, üzerine pastasını, tuzlusunu cartını curtunu hemencecik hazırlayıveren, ardından on beş kişilik aç bir kafileyi, sofrasına buyur edebilen biriydim. Gecenin sonunda mutfağı toplayıp yatarken kemiklerim sızlıyor olmasına rağmen ertesi güne dinç uyanabilirdim. Bu bahar yorgunluğu mahvetti beni. Hiç bir şey için heves etmiyorum. Şeker suratlım, benim yerime tüm yemekleri yapacak olsa bile sesimi çıkartmayacak kadar hemde. Bu yüzden her zamankinden basit yemekler yapıyorum. Fotoğrafçılıkla ilgili dersleri takip etmeyide savsakladım. İyice asılmazsam bu işi öğreneceğim yok. Böyle olunca da blogda hep eciş bücüş fotoğraflar yer alacak. Sihirli bir değneğe yada güzel bir tatile ihtiyacım var. Of allahım off. Sizinde canınızı sıkmış olmalıyım. Bu yüzden çok özür dilerim. Yazmaya eğlenceli bir hikayem olsun isterdim oysa. Hikayem olmasada size mercimekli patatesi anlatabilirim. Elimde şimdilik bu var çünkü. Devamını Oku »