21
Kasım
2011
Bizim evde de ekmeklik denen ahşap, kara küçük bir kutucuğumuz var. Aynı sizde ki gibi. Ama aynı bizde de çiğdem, ceviz, kuru kayısı yada incir gibi baharatlarla dolduruyoruz içini. Ekmekleriyse dandik beyaz poşetler içinde kapı arkasına asıyoruz. Sahi niye aldık ki o şeyi? Evliliğimizin ilk yıllarında görevini kötüye kullanmadan içine ekmek harici başka hiçbir malzeme almayan sözde ekmekliğimiz. Şimdi eski görevini aksattı. Ne koyarsak içine bana mısın demiyor.İçimizde ki mini Türkler de bas bas bağırıyor, kapı arkasına ekmek as diye. Sırf o mu? O mini mini Türk aklımız; eve boy boy sehpa al, zil çaldığında karşıdaki sana kim ooo? diye bi soru sorarsa sen onun medyum olabileceğini düşün ve beeeeeeeen diye bağır, yolda tanıdık birini görünce arabayı üzerine sür, gazete ve dergi kapaklarındaki resimlere sakal,bıyık çiz, arabaların kirli camlarına garip cümleler karala, birde utanmadan sonuna güler yüz ekle, arkadaşının yeni ayakkabısını çamurlu ayakkabılarınla ez… ohhhoooo! uzarda uzar bu liste… sahi bunları yapıpta paparayı yemeyen varmı içinizde? Eğer varsa ki, muhakkak vardır. Ben papara tarifini vereyim içinizde kalmasın. Hemide tavuklu… afiyet olsun.
19
Kasım
2011
Uzuunca bir aradan sonra cumartesi günü işe gitmedim. Öğlene kadar danalar gibi yayıla yayıla yattım. Miskin miskin kahvaltımı yaptım. Süslenip püslenip giyindim ve bizim evin 2 numarasıyla buluşmaya gittim. Yani cuçi ile. Maksat saçımızı kestirmek. Her İzmir’li gibi bizde Alsancak camisinin önünde buluştuk. Mekana doğru yol alırken vitrinlere baktık ,dedikodu yapmadık.
Kuaförde cuçini beklerken vakit geçsin diye elime bir moda dergisi aldım karşımdaki televizyonda oynayan dizideki ağlamaklı kıza da pek aldırmadım. Keyfim yerindeydi anlayacağınız. Sonra yanımdaki tombik teyze telefonda bağıra bağıra İzmirin ünlü zenginlerinden bilmemkimin oğlunun kiminle evlendiği ve yazıkki o kızçenin alt tabakadan olduğuyla ilgili uzayıp giden çirkin dedikodusuna başladı. Ben elimdeki dergiyi yarılamışken sesini kısara. AYYY! kazağı ne güzel. kızı bi görsen yüzüde pek kibar, ayy evliymiş be … gibisinden şeyler mırıldanmaya başladı.Mekandaki tek genç olarak kafamı kaldırıp kibarlık olsun diye teşekkür etmek istedim teyzeye. Bit kadar gözlerimi iyice kapatıp kocaman bir gülümseyişle baktığımda . Televizyondaki ağlamaklı kızı parmakla gösterdiiğini gördüm…Salak hiko, göm şimdi o çırpı bacaklı kızların olduğu dergiye kafanı.
Devamını Oku »
17
Kasım
2011
Soğuk kış beni de tokatladı sağ olsun. Önce zaten cırtlak çıktığı halde hiç susmayan sesime kısık bir ayar çekti. Sonrada beni ateş içerisinde bıraktı. Sesim boru gibi. Yanıyorum yahu. Alevler içerisindeyim. Yanıyorum ama yılmıyorum. Kolay ve lezzetli bir yemek bulmalıyım yapacak derken. İmdadıma İtalyan aşkı kitabındaki bir tarifi uygulamak geldi. Tarifin içinde 200 ml şarap yada 100 ml sirke kullanılıyor. Bizim damak zevkimize yabancı olacağı için ben bunun yerine 1 yemek kaşığı balsamik kullandım. Tarifte makarna tamamiyle hazırlandıktan sonra fırında üstü kızarana dek pişiriliyor. Bunuda yapmadım. Tabikide tariftteki spagetti yerinede erişte kullanarak bir kez daha çıkıntılık yaptım. Onca çıkıntılığa rağmen yaptığım italyan yemeği ve italyan tarifi olarak kabul edilirmi bilemiyorum. Ama oldukça lezzetli olduğu konusunda şeker suratlımla aynı fikirdeyiz. Bu arada yukarıdaki seçenekleri uyguladığınızda makarnanın adı spagetti tetrazzini oluyor. Misafire ikram edecekseniz spagetti tetrazzini deyin bence daha havalı olur. Karizmanız artar.
Devamını Oku »
16
Kasım
2011
” Zeytin ağacının vazgeçtiği yerde akdeniz biter!”
George Duhamel
Ege ve akdenizde birçok köyde kahvaltıda üzerine kekik ve kırmızıbiber serpilmiş zeytinyağı ve zeytin baş köşededir.Yemekler zeytinyağlıdır. Temizlikte köylüler kendi yaptıkları zeytinyağı sabununu kullanır. Gerektiğinde de geceleri aydınlatma amaçlı kullanılır. Şimdi biz mutfak tarafına geçelim;
Altın sıvının ege ve akdenizde vazgeçilmez üstünlüğü hemen hemen her yemekte kullanılmasına bağlıdır.Özellikle ege kıyılarında bulunan otlar ve benimde zaman zaman sitemde size yayınlayarak verdiğim gibi sarımsaklı, limonlu zeytinyağıyla servis edilirler. Bu otların içinde Ebegümeci, turpotu, kenger, ısırgan, labada, kuşotu, deniz börülcesi, arapsaçı gibi otlar vardır. Zeytinyağının bolca kullanıldığı bölgelerde sağlıklı ve uzun ömürlü insanların sayısı çok fazladır. Bunun sırrı zeytinyağına, sebzelere, otlara ve balığa dayalı bir beslenme olarak açıklanabilir.
Türkiyede zeytinyağı Samsun-İskenderun hattının batısında bulunan bölgede de yoğun olarak kullanılır. Bu durumun tek istisnası Gaziantep yöresidir. Ama Ege bölgesinde bizler güne zeytinyağıyla merhaba deriz. Soframızın baştacıdır o. Miğdelerimiz kabul etmez bizim mısırözü yada diğer başka yağları. Kızartmalarımızda bile zeytinyağı kullanırız.
Dünyada zeytinyağlı yemekler başlangıç yemekleri olarak tüketilirken Türk mutfağında ana yemekler arasında kabul edilir.
Zeytinyağını saklama koşulları: Güneş ışığından uzak, oda sıcaklığında ve nem almayacak şekilde ağzı kapalı olarak saklanmalıdır.
“Eğer olmasaydı zeytinyağını icat etmek zorunda kalırdık.”
Publio Viola