12
Şubat
2012
Pazar günü karadeniz müziği işliğinde horon tepenleri elimizdeki hamsili ekmeklerle izlemeye gitmenin çok iyi bir fikir olduğunu düşünerek, fotoğraf makinelerimizle öğle sıcağında yürüyüşe geçtik. Bostanlı pazarına kadar yürüdüğümüzde oldukça acıkacak ve bize ikram edilecek hamsilere daha aç bir şekilde yumulabilecektik. Tabi öyle olmadı ne yazık ki. O kadar tembeldik ve o kadar süslüydük ki yetişemedik 500 metrelik mangala. Yok benim saçım makyajım, yok şeker suratlının kostümünün havaya uygunluğu tepinip dururken, horonunda sonuna yetişebildik anca.

Ama olsundu mangalda duran son hamsinin fotoğrafını çekip yolumuza devam ettik. Madem hamsi yiyemedik etrafa bir göz gezdirir ne var ne yok kolaçan ederiz dedik. Devamını Oku »
Pirinç pilavını yapması zordur. Suyunu fazla koyarsınız çekmez, iki dakikalığına ancelina ablam ne yapmış diye kara kutuya dalarsınız pirinçler kararır, çok karıştırırsınız lapalaşır. Uyuz eder insanı. Ama birde tereyağlı ve tam kıvamında tane tane bir pilav yaptınız mı işte o zaman köşe oluverirsiniz mutluluktan. Ben uzun süre köşelerim olmadan devam ettim evliliğime. Sonra baktım olacak gibi değil, bulyonu dahil ettim pilavın içerisine. İşte o zaman köşelerim çıkmaya başladı. Tabi güzel bir pilava ulaşana dek sürekli hatalar yapıp durdum. Ama şimdilerde pilavım oldukça ünlendi ayıptır yazması. Benim yeğenler hep hiko abla bize pilav yap iyimi diyorlar. Bende koltuklarım kabarmış bir halde kapılardan sığmaya çalışıyorum. Pilavı yaparken süper bir ölçüm var. Bildiğimiz klasik su bardağı dolu pirinç iki kişiye yetiyor. Ama kişi sayısı fazlalaştıkça bu miktarı azaltıyorum. Çünkü diğer yemeklerden sona kalan pilava pek yer kalmayabiliyor. Devamını Oku »
8
Şubat
2012
Dünyalar tatlısı zehra teyzem bana süper bir hediye paketi göndermiş. Bir yemek kitabı ve dört ayağı üzerinde duruyormuş gibi görünen kirpi şeklinde mor bir rende. İkisine de ayrı ayrı bayıldım . Şeker suratlım zor ayılttı, o derece yani. Sahrap Soysal ablamın yazdığı “bölge bölge Türk yemekleri” adlı kitabı oldukça hoş tarif ve fotoğraflarla dolu. Her tarifi gördüğünüzde mutlaka yapmalıyım diyorsunuz. Ben dedim yani. Akşam akşam iki tarif birden yaptım. Biri pekmezli su muhallebisi diğeri ise marmara bölgesine özgü yöresel bir yemek yada ara sıcak olan patlıcanlı tübyaz. İkisi de oldukça lezzetli oldu. Ben her tarifi farklı bir başlıkta yazacağım. Yazı sayımın arttığını görünce çok sevindirik oluyorum da ondan. Ah bide yorumlarım artsa: Devamını Oku »
8
Şubat
2012
Bu hafta biraz tembellik edip, yaptığım yemeklerin tarifini kendime sakladım. Taki akşam yediğimiz bu makarnaya dek. Patlıcan ve domates ikilisi makarnaya çok yakıştı. Şeker suratlım tereyağlı sade makarnaya ketçap -mayonez ikilisini boca edip öyle yemeği daha çok seviyor aslında. Öğrencilik zamanlarından kalma bir alışkanlık olsa gerek. Ama bu makarnayı da soluksuz indirdi midesine. Benim makarna zevkimin favorisi ise şüphesiz annemin piyale fabrikasında çalışırken, aşçısından öğrendiği tarif. Vaktiniz az, malzemeleriniz de tam ise haydi doğru mutfağa, patlıcanlı makarna yapmaya ; Devamını Oku »
4
Şubat
2012
Hepimizin şu sıralar Fransız vekillere ve Fransız mallarına mallarına biraz gıcıklığı var. Kolay mı? Hiç olmamış bir soykırımla itham ediliyoruz. Hayır olmadı yapmadık gibisine bağrışlarımız yada sokaklarda elimizde bayraklar sallamamız, dünyanın bizim o soykırımı yapmadığımıza inanmasını sağlamayacak. En fazla tasarıyı geri çektirmeye yetebilecek eylem ve icraatlarımız. Ne yazık ki haklı olduğumuzu anlatabilmemizin tek yolu, konuyu ya tarihçilere bırakmak ki bunun ne kadar imkansız olduğunu biliyoruz, yada oldukça gündemde olan tasarıyı aleyhimize çevirebilmek. Peki bunu nasıl başaracağız? Burada siyasi söylemlerden uzak sevecen ve bir o kadar da hümanist bir site hazırlama telaşında olan beni bile çileden çıkaran, sözde Ermeni soykırım tasarısıyla ilgili yazabileceğim bir çok cümle dururken, milletçe hepimize iş düştüğünü çok güzel anlatan Dr. Yılmaz Argüden’in bir makalesini paylaşmakla yetineceğim. Makaleye buradan ulaşabilirsiniz. Atalarımızın “Soğan yemedim ki ağzım koksun” deyiminin bu konuya cukk diye oturduğu şu zamanlarda o yenmeyen soğanla ben çok güzel Fransız çorbası yapar, herkesede içiririm diyerek çenemi kapatıyorum. Afiyet olsun , hepimize yarasın. Devamını Oku »