Türk Kahvesi nasıl yapılır? -1 - Yanık Tencere | Bebek ve Yemek

22

Nisan
2012

Türk Kahvesi nasıl yapılır? -1

Yazar: hiko  |  Kategori: faydalı bilgiler, içecekler  |  Yorum: Yok   |  2.923 Kişi Tarafından

Türk Kahvesi’nin Doğuşu

Eskiden ben daha bit kadarken Türk kahvesi lafı geçtiğinde tökezlerdim. Kahveye Türk kahvesi diyor annemler acaba biz neyiz ki? der dururdum. Öyle ya annemler Ahıska’dan gelmişlerdi. Dedemin anlattıklarına bakılırsa büyük ihtimalle Şeyh Şamilin torunuydum. Ama diğer dedemler de Girit’ten geldiklerini söylüyorlardı. Belki Yunandım. Kafam karışırdı anlayacağınız biri Türk kahvesinden bahsetmeye başladığında.  Annem açığa kavuşturana kadar kendimi uzunca bir süre Yunanlı Şeyh Şamilin torunu olarak düşledim 😆 Allah’tan bu dönem çabuk geçti. Ama bugün bile Türk kahvesine bu isimle hitap ediyor olmak garip geliyor. Yüzyıllarca atalarımızın evlerinde açıp yaptıkları ve misafirlerine ikram ettikleri baklavanın patent hakkını yunanlıların, bugün bile her köşe başında yapılan, yüzyıllardır yediğimiz dönerinkini Almanların aldığını düşündüğümüzde. Doğal bir konuma kalkanı oluşturmuşuzdur belki diye düşünüyorum. Üstelik kahveyi korumak için açılan Türk kahvesi kültürü ve Araştırmaları derneği bize bu konuda daha çok güven veriyor.

Sizde en az benim kadar  merak ediyor olmalısınız Kahve nasıl bulunmuş? ilk kimler kullanmış? Bugünkü Türk kahvesi nerede yetiştiriliyor? Türkiye’de kahve yetiştiriliyor mu? Falan filan…Konuyla ilgili en güzel başlangıcı da Etiyopya kaynaklı bir efsaneden alıntı yaparak gerçekleştireyim;

Çok zaman önce Yemen´in yüksek yaylalarında Kaldi adında bir çoban yaşarmış. Günün birinde keçilerinin bir ağacın kırmızı meyvelerinden yedikten sonra canlandığını, çok hareketli olduklarını ve geceleri çok az uyuduklarını fark etmiş. Bunun üzerine Çoban Kaldi, bu yemişlerden tatmış ve sonrasında da kendini daha dinç ve canlı hissetmiş. Zamanla bu çekirdekleri kavurup öğüten Yemenliler, çok lezzetli ve keyif verici olan kahveyi bulmuşlar. 
1517 yılında Yemen Valisi Özdemir Paşa, lezzetine hayran kaldığı kahveyi İstanbul’a getirmiş. Türkler tarafından bulunan yepyeni hazırlama metodu sayesinde kahve, cezvelerde pişirilerek Türk Kahvesi adını almış.
İlk olarak Tahtakale’de açılan ve tüm şehre hızla yayılan kahvehaneler sayesinde halk kahveyle tanışmış. Sonraları saray mutfağında ve evlerde yerini alan kahve, çok miktarda tüketilmeye başlanmış. Çiğ kahve çekirdekleri tavalarda kavrulduktan sonra dibeklerde dövülerek cezvelerde pişirilmek suretiyle içiliyor ve en itibarlı dostlara büyük bir özenle ikram ediliyormuş.
Kahvenin bu kadar ilgi görmesi üzerine zamanın şeyhülislamı, kahvenin ne olduğunu tam olarak anlayamayıp uyuşturucu hükmüne vardığından kahve için yasaklı günler başlamış. Kömürleştirilmiş bir nesnenin suyunu içmenin günah olduğu fetvası verilince kahve dolu gemilerin dipleri delinerek, kahveler Marmara Denizi´ne dökülmüş. Fakat bu yasak bile Türk insanının kahveye olan alışkanlığını engelleyememiş. Hatta kahvenin birçok derde deva, hastalığa şifa olduğu söylentileri yayılınca kahveye olan ilgi daha da artmış. 3. Murat döneminin şeyhülislamı ´Sakınca kahvenin kavrulurken kömürleşmesinde ise kahveyi kömür haline getirmeden kavurmak sakıncayı ortadan kaldırır´ anlamını taşıyan bir fetva yayınlamış. Böylece kahve serbestçe içilir hale gelmiş.
1615’te Venedikli ve 1650’de Marsilyalı tacirler de Türk Kahvesini dünyaya yaymışlar. İtalyan gezgin Pietro della Valle tattığı ve hayran kaldığı içecekle ilgili değişik bilgileri arkadaşlarına anlatıyormuş. 1669’da Osmanlı Sefiri Hoşsohbet Nüktedan Süleyman Ağa, Türk Kahvesini Paris sosyetesine ikram etmiş ve o dönem Paris’te Süleyman Ağa’nın konağına kahveye davet edilmek ayrıcalık sayılıyormuş.

İlk olarak Tahtakale‘de açılan ve tüm şehre hızla yayılan kahvehaneler sayesinde halk kahveyle  tanışmış. Şimdiki gibi okey çevirip iddia kuponlarının havalarda uçuştuğu kahvehaneler yokmuş o zamanlar. Şiir ve edebiyat sohbetlerinin yapıldığı kahvehanelerde , tavla ve satranç oynanıp kahve içilirmiş. O derecede güzel yerlermiş kahvehaneler.

Kısa sürede, gerek İstanbul’a yolu düşen tüccarlar ve seyyahlar gerekse Osmanlı elçileri sayesinde Türk Kahvesinin lezzeti ve ünü önce Avrupa’yı oradan da tüm dünyayı sarmış. Bugün Dünyada tam 400 milyon fincan kahve tüketilmekte.Kahveyle ilgili birkaç küçük ilginç ayrıntıyı da es geçmemek gerekli:

  • Jamaica  Blue Mountain dünyanın en iyi kahvesi olarak kabul ediliyormuş.
  • 16. Yüzyılda, Türk kadınları, kocaları ailenin kahve kabını dolu tutmayı başaramadıklarında onları boşuyorlarmış  😆
  • Bir  kahve ağacı, toprağa ve iklime bağlı olarak yılda 5.44 kilograma kadar kahve üretebilirmiş.
  • Kahve 3 kritere göre puanlanırmış: Çekirdek kalitesi , Hazırlama kalitesi ve Çekirdeğin büyüklüğü.
  • Kahve çuvalları genelde kenevirden yapılırmış ve yeşil kahve çekirdekleriyle dolduğunda yaklaşık 60 kilogram ağırlığında olurmuş. Bu BİR kahve çuvalı için 600,000’den fazla kahve çekirdeği demek.
  • Japonya’ Dünyanın en çok kahve tüketen 3. ülkesiymiş.1 Ekim  resmi Kahve Günü olarak kutlanmaktaymış.
  • İngilizler hemen hemen her konuda sofistike insanlardır, kahve seçimleri haricinde. Hala kaynamış suya anında hazırlanan kahveyi dökerek içmektedirler.
  • Bir fincan kahvede ortalama 55 çekirdek bulunuyormuş.
  • Dünyada filtre edilmeyen tek kahve Türk kahvesiymiş.
  • Dünyada ilk cafe-kahve 1554 yılında İstanbul’da açılmış.
  • Söylenilenlere göre, Fransız filozof Voltaire bir günde 50 fincan kahve içiyormuşş…

devam edecek…

yorumlar:

Hiç Yorum Yapılmamış!

yorum yapmak ister misin?

© Tüm Hakları Saklıdır - Yanık Tencere | Bebek ve Yemek
Yazılar kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Taş oluverirsiniz sonra, demedi demeyin.