23
Haziran
2011
Bu meksika fasülyesini tanımak çok kolaydır kendisi latin amerikalı olduğu için kırmızı ve seksi bir elbiseyle dolaşır, sağda solda salsa yapar. Kıvrım kıvrım hareketlerinden tanırsınız onu. Birde çizgifilmlerde zıplayan fasülye diye geçer. Konserve kutusu yere düştümü içindekileri unutun gitsin çünkü hepsi dağılmış ve zıp-zıp zıplamaya başlamıştır bile. Eğer bir kavonoz meksika salatasını sağ salim elinize geçirebilirseniz vakit geçirmeden bu salatayı yapıverin. Ziyan olmasın yavrucak. Devamını Oku »
21
Haziran
2011
Ayy aman ne de güzeller maşallah. uyyy yerim sizi diyebileceğiniz güzellikte bir kurabiye tarifi vereceğim. bir çok blogta aynı tarif mevcut.çok şirin göründükleri için bende yapayım dedim. Benimkilerin tipi sonradan bozuldu. Sebebi hamurunun oldukça yağlı olmasına karşın benim bu hamurcuk toplarından 1 tepsiye 17 adet dizmek cahiliğinde bulunduğumdandır. Oysa her sitede aynı şey yazıyor. Sakın tepsiye çok dizmeyin. Dizmeyin de fırının nasıl büyük mü bari hı? değil minicik bir fırınım ve bir saat sonra kurabiyeleri ham yapmak isteyecek misafirlerim var.
17
Haziran
2011
Amerika sınırından Meksikaya girip Sağdaki ilk camiyi geçiyorsunuz, biraz ileride solda bakkal rüstem var onun hemen yanındaki tiki lokantasında yiyebileceğiniz en lezzetli yemek bu işte Fajita : )
Bu yemeği yediğinizde Meksikalılarla aramızda bir akrabalık var diye düşünebilirsiniz. Çünkü bu yemek tortillaya sarılarak servis ediliyor.Bu tortilla denen ekmekte lavaşa çok benziyor. Yani anlayacağınız meksika dürümü. Ama bu dürüm o kadar lezzetli ki daha önce neden yapmadım diye düşünebilirsiniz. Vakit kaybetmeyin haydi koşun mutfağa.
Dondurucumun baş köşesinde mısır her daim yerini korur. Buzdolabını açıp baktığımda göz göze geldik yeniden. -Beni çorba yap aplaaa- dedi. “Tamam dedim ablacım yapayım”- Lezzetli olayım ama, beni içenin damağında iz bırakayım, öyle ki benden sonra başka birşey yemek istemesin- “A aaa olurmu hiç ablacım, diğer arkadaşlarında beğenilmek ister, senide söz, çok güzel pişireceğim.” Hemen dolabın kapağını kapattım. Amaniin mısırla mı konuştum ben?
9
Haziran
2011

Aslında aklımda güzel bir çipura tarifi vermek vardı ama. Olmadı işte olamadı. Anahtarını yanına almayı unutmuş ben, akşam pişireceğim balıklar elimde olduğu halde sokakta kaldım! Sevgili eşiminde denetlemesi olduğu için eve geç gelmesi tuttu. E herzamanki gibi alık ben. Yanıma cüzdanımıda almamışım. Bu balıkla nereye gidilirki? zaten hava da sıcak. Hadi bakalım çipuralar alışverişe çıkıyoruz. – Ama aplaaaa hava çok sıcak, vallahide kokmaya başlarsak görürsün gününü- sözlerine ve mağazalarda elimdeki poşete garip garip bakan insanlara aldırmadan, çarşıda güzelmi güzel bir tur attım. Alışverişte yaptım üstelik. Fakat yolculuğun sonunda balıkçıklardan ses çıkmadığını farkettim. Evet yemek olamayacak ve midemde yüzemeyecek kadar kokuyorlardı. Veda ettim usulca onlara, o sırata pençelerini çıkarıp çöpe zıplayan kediciğe aldırmadan…
Eve döndüğümde elimde bir paket noodle ve ıvır zıvır poşetleri duruyordu. Balıklara olan üzüntümü yüreğime gömüp, wok tavamı üst raftan çıkardım. Noodle poşetinin üzerinde yazan tarifi havuç bulamadığım için yerine kırmızı biber kullanarak yaptım, zaten haşlanmış havucuda sevmiyorum. Havuç yerine kırmızı biber kullanmak çok alakasız evet ama yemek çok lezzetli oldu. Hatta pek ön yargılı şirin kocam; ” Türk yemeği bitti de elin çinlisinin yemeğinimi yapıyorsun” derken “uf ya pek güzel olmuş, bayıldım bu çin şeysine” demeye başladı.