9
Aralık
2011
Bugün canım çekti öğle tatilinde gel tavla atalım , iki dakika laflayalım söylemlerini işim var diyerek reddettim. Koşa koşa bakkala gidip ceket cebime saklamak üzere biri fıstıklı diğeri bol sütlü iki tane enfes çikolata aldım. Kimsenin olmadığı bir yerde mideme indirirken onları, kendimden iğrendim. Yuh. tam iki kare çikolatayı 10 dakika içinde mideme indirmişim. Aferin hiko ye ye, bol bol “K” olsun bunlar sana. Şimdi eve gitde yok egeliyim de, zeytinyağsız yemek yemem katiyyen de. Hıh sevsinler.
Neyse efenim böreğimi arapsaçlı ve izmir tulum çökeleğiyle yaptım. Bide zeytinyağıyla tabiki. Yiyene bal şeker olsun. Afiyet olsun. Afiyet olsun ama “K” olmasın.
Devamını Oku »
9
Aralık
2011
Server taşımak zorunda kaldığım için yazı yazamaz oldum. Sağolsunlar hiçbir halt içinde yardımcı olmadılar. Kendi başımaydım, ama şeker suratlım el atınca duruma iş değişti. Arapsaçını yapalı üç gün oldu ama yazısını şimdi yazabilmek nasipmiş.İş yerinde öğle tatili ve ayçiçek yağıyla yapılmış yemekler beni bekliyor. Kusura bakmayın kardeşler midecağızım alışkın değil size. Biraz olsun yesem sizi biliyorum alışacağım ve yaza ton balığı tadında merhaba diyeceğim. Sonrada vay efendim bu elbisenin modeli çirkin de , rengi beni şişman gösterdi de gibisinden palavralar sıkacağım. Halbuki misler gibi elbise, rengide enfes ama böyle büyük tüp gibi olursan anca sana tüp örtüsü yaraşır hanım kızım. Kime mi sesleniyorum. Kendime, vallahi kendime. Velhasıl buda demek oluyor ki öğle yemeğini gene salatayla geçiştireceğim. Oysa olsa ya şöyle zeytinyağlı bir arapsaçı. Gerçi arapsaçı dediğin kuzu etiyle yapılır ama dana etlide ağızlara layıktı doğrusu. Yanınada tazecik ev yoğurdu ohh değmeyin keyfime.
Devamını Oku »
5
Aralık
2011
İlk mutfak denemem bu salata üzerinde gerçekleştiğinde, ben daha 3. sınıfa giden çırpının biriydim. Tezgaha yetişebilmek için altıma bir tabure çekmiş ve elime verilen minik meyve bıçağıyla kesme tahtasında biber doğramaya başlamıştım kiii. Korkulan ve benden beklenen oldu elimde minicik bir kesik açarak ilk deneyime ağlayarak veda etmiş oldum. İkinci sefer ne zaman niyet etmiştim bu işe hatırlamıyorum. Ama salataların içine biber doğramayışımın sebebi belkide budur. Ama bugün için bir değişiklik yaptım harika canlı yeşil renge sahip köylü biberini ekleyiverdim içine. Bol limonlu zeytinyağlı her salata gibi yanına gelecek herşeyi gereksiz kılabilecek kadar enfes bir tad. Aman ellere dikkat…
Devamını Oku »
5
Aralık
2011
Şeker suratlımın tüm karşı çıkmalarına rağmen temel reisin izinden gitmeye devam ediyor ve size şimdide enfes bir başka ıspanaklı tarif veriyorum. Onun gönlünde herzamanki gibi patates vardı ve bana içine ıspanak koyacağına patates koysanya dedi. Üzgünüm çakma japonum yapamayacağım o şekilde. Yapacağım şey; Ispanaklı tavuk rulo, isminde geçen ıspanak sadece 1 yaprakçıktan ibaret. Tekniğine uygun yapabilmem için tavuk göğsünü dövebileceğim bir et dövme tokmağı olmadığından etlere mini Parlak zekamı kullanarak çaydanlık dibiyle vurmayı denedim. Sonuç olarak o kadar darbeye rağmen hala ezilmemiş tavuk göğüslerini dahada ısrarcı olursam pelteye çevirebileceğimden korkarak bu işin peşini bıraktım. Sonunda bayağı tombiş tavuk rulolarım oldu. Tam bizim aileye göre oldular deyip bağrıma bastım onları. Lezzetlerine gelince bana az yap iyimi diyen şeker suratlımın tabağımdakilerden tırtıklamasından anlaşılabilir umarım.
4
Aralık
2011
Daha ilkokul beşinci sınıfa giderken eniştemin tombik kızkardeşinin makarnaya şeker dökerek yemesini iğrenerek izlemiştim. Kızın böylesine şişman olmasının sebebi hremekte üzerine şeker dökerek yediği makarna olmalıydı. Bense çırpı gibiydim, İncecik kollarım çarpık sıska bacaklarım vardı. Meraklı minik beynimin ve ufacık midemin lütfen yapma ne olur deneme deyişlerine kulak vermeyerek şekerli makarnaya yüzümü buruşturarak da olsa bi çatal sallamıştım sonra. Tadı fena değildi evet, ama makarna ketçapla yenmeliydi. Sonra şekerli makarna yiyen tombiş kızın sabah kahvaltısına katılma şansı bulduk ailecek. Bakalım şimdi neyin üzerine şeker dökecekler derken. Eniştemin annesi fasülye turşusunu dilim dilim doğrayıp yağda pembeleşmiş soğanların üzerine döktü ve tavada kavurmaya başladı. Fasulyeler iyice piştiğinde üzerlerine bir kaç yumurta kırarak, tavayı hemen soframıza koydu. Her garip tadı denemeye bayılan ben fasülye turşusunada ilk çatalı batıran olmuştum. O tadı hiç unutmadım. ikinci sefere yeme fırsatım olmamıştı bu enfes artvin yöresi tadını. Taki bugüne dek…
BİM mağazasında bir kavonoz fasülye turşusuyla karşılaşınca, aptal bir gülümsemeyle iki kavanozu atıverdim sepetime. Sonrada yana kaykılan dudaklarımla “bir kavonoz yeter sonuçta o zamanlar küçüktün ve küçükken herşey aslında olduğundan daha güzel görünür ve tadar insana” edasıyla kavonozun tekini rafa geri koydum. Sabah kahvaltısı yapamadığımız için sonrasında pazar gününün gelmesini heyecanla bekledim…
Devamını Oku »