22
Mayıs
2012
Oldukça dolu bir pazar geçirince her bi taraflarım ağrır oldu. seksenlik nineler gibi oflaya poflaya yapmaya çalışıyorum işlerimi. Pazar sabahı erkenden kalkıp çok sevdiğimiz dostlarımıza kahvaltıya gittik. Sofrada kuş sütü bile vardı muhtemelen. O kalabalıkta görememiş olmam normal. Saat ikiye kadar Yasemin ondan da yiyin, şunu da ham yapın, ah bakın bunu seversiniz diye yaptım deyip buzdolabının içindeki herşeyi midemize yükledi. Eve döndüğümüzde hemen yanımda götürebilmek için bu enfes cupcakeleri yaptım. Sonrada çiğköfte partisi için hazırlanıp Serkanlara gittik. Tüm ekip oradaydı. Terasa halı serip yere oturduk. Çiğköfteleri ve şalgam sularını, lavaşları piknikçiler gibi yere sıraladık. Kahkahalar eşliğinde acılı çiğköfteleri ve şalgamları burunlarımız aka aka midemize indirdik. Sonrada çay demleyip yine kızlar erkekler olarak iki gruba bölündük. Efsane oyun tabu için hazırdık. Ekibimize bir isim koymadık ama karşı taraf bize sülünler dedi. Sanki çok inceymişiz gibi 😳 Onlarsa şişmanlar oldu. Şişmanlar bizden çok bağrındılar ama çamur yapamadıkları için oyunu biz kazandık. 😎
Cupcakelere gelince yumuşacık oldular. Pişirme ve kalıptan çıkarma konusunda kolaylık olsun diye silikon kalıp kullanmıştım ama sonraki sefere kağıt kalıpla yapacağım. İçlerindeki kestane şekeri yiyenler için sürpriz gibi oldu. Üstündeki garip şekillerse kestane püresi ve sütten oluşuyor. Kreması bu haliyle oldukça yalın. Ama enfes oldukları konusunda şişmanlar ve sülünler olarak hepimiz hemfikiriz. 😀 Devamını Oku »
20
Mayıs
2012
Dün işten eve dönüp hızlıca bir kabak yemeği yapıverdim. Bugün Özlemden öğrendiğime göre kalorisi en az olan sebzelerden biriymiş. Yemekten sonra çabucak hazırlanıp eski işyerinden sağlam dostlarımızla birlikte voleybol oynamaya gittik. Akşam saat dokuz buçukta başlayan maç on buçuğa dek sürdü. Geleceğim diyen arkadaşlar gelmeyince takımları dörder kişiden kurduk. E öyle olunca da k.mıza kadar ter içinde kaldık. Buradaki “k”nın anlam ve önemini bildiğinizi düşünüyorum. Tüm servisleri kullanmaktan mosmor olmuş kollarla eve döndüğümde, yılmayarak, resimde görmüş olduğunuz enfes turtayı hazırladım. Hazırladım ama yatar yatmaz sabah olmayaydı iyiydi. Devamını Oku »
18
Mayıs
2012
Şimdiye kadar yediğim en lezzetli pastalardan birini yaptım anneler günü için. Tarifini bakerella’dan aldım. Tabi biraz değiştirdim. İçinde çok daha fazla çikolata var. Tereyağı miktarı gözünüzü korkutmasın. İlk çatalda bağımlısı olacağınıza eminim çünkü. Yayınlama tarihini artık hor görmeyeceğinizi umuyorum. Çünkü neredeyse her yazımda bunun sebebini açıkça söyledim. Gayet tembelim yapılabilecek birşey yok. Tembel olmasına tembelim ama çenemde pek düşük. Misal gayet sessiz bir ortama beni sokarsanız orada kendimi hemen belli ederim. Birilerinin kahkahası camları sallıyorsa o benimdir. Patavatsızlık deseniz üzerime tanımam. Ama pastalarım enfestir. İnanmıyorsanız tarifim aşağıda buyrun birde siz deneyin: Devamını Oku »
16
Mayıs
2012
Büyük gün gelip çatmıştı sonunda. Günlerce evvel halılar temizletilmiş, kapılar, camlar silinmiş, perdeler ütülenmiş, ev köpük içinde kalmıştı.Tertemizdi herşey. Fazlaca temizdi. Berbat derecede temizdi. Sabahın köründe kalkılıp son bir üstünden geçildi herşeyin, hiç bir şey şansa bırakılmamalıydı. Üç küçük ninja ( aslında bir tanesi kazzık kadar olmuştu) her türlü olumsuz şartlarda pes etmeyecek şekilde, kıvırcık saçlı şirin ustalarından tembihlenmişti. Kıvırcık saçlı usta sevinçliydi,heyecanlıydı yanakları al aldı. Biraz üzgün gibiydi de sanki. Ninjaları kendi özel taktikleriyle tek başına yetiştirmişti şimdiye kadar. Bir tanesi, o içlerinde en söz dinlemeyeni gitmeye karar vermişti. Aslında bir gün zaten olacaktı bu. iki buçukluk kola kadarken kızı, ona danteller örmeye başlamıştı . İlk göz ağrısıydı sonuçta, iç buruktu az da olsa. Bazen şaka yapmak için minik kızlar “uhahaha! sen önce evleneceksin” denildiğinde salya sümük ağlayan büyük kızı evleniyordu. Bu gün müstakbel damat beyin ailesi gelecekler ve kızlarını kendisinden isteyeceklerdi.
…
Herkes oradaydı bu mutlu gün için. Teyzeler, halalar birer dayı ve amca, onların çocukları ve hatta ortak işyerinden çok sevilen dostlar. Ev hınca hınç doluydu. Kurabiyeler börekler havada uçuşuyor herkes servise yardım etmek için koşuşturup duruyordu. Sıra kahvelere gelmeliydi. Günün en can alıcı yeri. Hiko kahveye tuz koymamayı tercih edecekti. Ama öyle pis bir suratla bakacaktı ki şeker suratlısına, o içinde tuz varmış gibi yüzünü buruşturacak ve bol köpüklü tuzsuz kahveyi midesi bulanmadan içiverecekti. Gülümseyecekti sonra şirin şirin. Hiçbir şey öyle olmadı. Şeker suratlının güzel yüzlü yeğeni Hilal, mutfakta tuz atalım, tuz atalım zıplayışları yapsa da hiko kabul etmedi. Şeker suratlısına tuz koymayarak şaka yapacaktı. Peki, iki oda dolusu insana nasıl kahve yapacaktı? Hemen ona da kendince müthiş bir çözüm getirdi. Kahveyi dökmesi kolay olsun diye demlikte hazırlayacaktı. Bin bir zahmetle pişirildi kahve. Köpüğü yetmeyince Serap abla ve Zehra teyze çakma köpük ayarladılar telveyi az suda köpürterek. Sonrasında dağıldı herkese , fırtlata fırtlata içildi hepiciği. Sıra o tek kahveye geldiğinde kendinden emin fincana boşalttı kahveyi. Oyun daha eğlenceli olsun diye iki de başka fincan koydu yanına. Elçin kardeşi o en küçük olanı yani abla bu fincanı ver iyimi diye sorunca pis pis güldü hiko.” tamam, dahada kıllansın bakalım şeker surat”. Devamını Oku »
10
Mayıs
2012
Uzanmışım halıya… dıp dıp dııp dıp
flüoresan tepemde…dıp dıııp dııp dıııp
beyaz bir bıyıkla,
dudağımın üstündeee
sütüüümüüüü içiyoruuum
….
Kapılmışım gidiyorum, dıp dıp dııp dıp
Resmi tatili bekliyorum dıp dıııp dııp dıııp
Şimdi çok uzaklarda
yıllık iznimi
ipleeeeee çekiyorum
…
anatomim bozuldu dıp dıp dııp dıp
masabaşı durmaktan dıp dıııp dııp dıııp
umudum yarınlarda
yine evdeyiiim
…
Bir elimde kurabiye, dıp dıp dııp dıp
komşum beni kıskanır dıp dıııp dııp dıııp
uzanmışım yereeee
evdeyyiiiiiiiiimm