27
Nisan
2013
İşten dönüş yolunda dolmuşta gençler yer vermeyince 40 yaşında güzelcene bir abla yerini verdi bana. Mahçup oldum gene. Ama artık 32 haftalık hamileyim. Oldukça dikkat etmem gerek, eve erken gitme isteği duymasam zaten o tıka basa dolmuşlara binmem. Bugün bindiğim dolmuş dolu falan değildi. Herkes oturmuştu ve sadece ben ayaktaydım. Onca haşmetiyle göbeğimi kalabalığa doğrultsamda bir tane insan evladı kımıldama zahmetinde bulunmadı. Neyse sadede geleyim. Abla kalkıp yer verince önce reddettim sonra oturup bolcana teşekkür ettim.
Ama tam kapının orda oturan, aptal aptal göbeğimi süzen yarım akıllı liseliye de inerken. Sen tam bir öküzsün diye yüksek sesle söylendim. Dolmuştaki herkes duydu. İşe yaradığını sanmam, sonuçta çocuk öküz. Yapabilecek bişey yok. umarım cırcır olur ve dolmuşta ayakta gitmek zorunda kalır. Başka nasıl beddua edebilirim ki 🙂 Devamını Oku »
24
Nisan
2013
Pastırma evimize çok sık giren bir besin maddesi değil. Geçenlerde markette dolanırken şu yazımda daha önce denediğim yumurtalı salam çiçeklerini birde bu muhteremle deneyeyim diye bir el atmış bulununca, yapıverdim önüme ilk çıkan kahvaltı vaktinde. Benim şeker surat hiç sevmez pastırmayı. Sebebi kötü kokmasından başka birşey değil. Ama yumurtalı olunca sesini çıkarmadı hepsini yuvarlayıverdi midesine. Yanına şöyle mis gibi bir çingene pilavı yapmak istesem de tembelliğim yine öne çıktı. çökelek peynirine baharat katıp sızma zeytinyağıyla masaya sürüverdim. Gerisi zeytindi, peynirdi baldı reçeldi işte. Reçelleri ben yaptım demek isterdim ama inşallah büyüyünce. bebek değil ben büyüyünce 🙂 Devamını Oku »
20
Nisan
2013
Tembel, şişko bir gebiş olarak 4. İzmir’li yemek blogu yazarları toplantısının kalan tarafını yazıyorum. Bana kalsa hepsini mideme indirecek ve sessizliğe gömüleceğim. Ama pembe kekik ablam hemmen klavye başına marş marş dedi. Kırar mıyım onu. Böylelikle kaldığım yerden devam ediyorum. Size de söz vermiştim ya hani ayıp olmasın şimdi. Bu kız yalancı çıktı demeyin.
Devamını Oku »
16
Nisan
2013
Sabahın köründe gözümü açıverdim. Doktorumun dediği gibi böyle yandan yandan kalkarak küçük balığı rahatsız etmedim. Güneş perdelerin arasından odaların içine dolarken bugünün güzel geçeceğini fısıldadı. Biliyorum dedim. Bugün güzel geçecek. Demliğin başında 2 kaşık ceylon ve 2 kaşık bergamut aromalı çayımı birbirine harmanlarken sofrayı kurmaya koyuldum. Şeker surat bana yardım etti elbette, yarım saat içinde herşeyi tamam edip birgüzel midelerimize indirdik.
Dolabın başına geçtiğimde hiçbir elbisemin bana doğru bakmadığını görüp hepsine nanik çektim. Büyük beden kıyafetlerin satıldığı o mağazadan edindiğim göbeği dökümlü beyaz puantiyeli lacivert elbiseyi geçiriverdim üzerime. Boyamı badanamı beş dakikada tamam edip, o taaa annemin zamanından kalma en sevdiğim rujumu sürüverdim. Tüm gün çıkmıyor ya tam benlik. Yoksa bana kalsa makyajımı tazeleyeyim olaylarına girmek pek mümkün değil. Devamını Oku »
12
Nisan
2013
Masamda zırıl zırıl öten telefonların sesine aldırmadan çantamı kaptığım gibi uzaklaşıyorum yorucu işyerimden. Günlerden perşembe ve minik balık 29 haftanın sonlarında. İşyeri servisini beklemek yerine bir an önce kendimi koltuğa gömüp ayaklarımı uzatma isteği duyduğum için dolmuş bekliyorum. Sonunda bir tanesi yanaştı, şu yeni afilli tek koltuklu olanlardan. Lise çıkışına denk gelmiş olmalıyım ki koltuklar sivilcelilerce istila edilmiş. Kızgın olduğum için onlara böyle sesleniyorum şimdilik. Yoksa on yıl önce bende ergendim.
Sırtlarında çanta yok kıvrık bir defterle herşeyi geçiştiriyorlar besbelli. Sağlık durumumda herhangi bir engel yok, dolmuşta ayakta gidemeyeceğime dair. Hamilelik yüzünden iyice büyümüş göbeğim hariç. Kendisi bana zorluk çıkarmadı şimdiye kadar çok şükür, şişman bir adamın yaptıklarından farklı değil hareketlerim. Soluk soluğa kalmıyor, adımlarımı hızlandırabiliyor ve ayakkabımı bağlarken sorun yaşamıyorum. İyiyim yani. Sadece hamileyim. Fazla bir şey beklemiyorum insanlardan ayakta da gidebilecek gücüm var. Ama o gençlerden biri bile mi kalkmaz 20 dakikalık yolculuk boyunca. Üzüldüğüm için eve gidince biraz ağladım. Hamilelik duygusallığı demeyin şimdi. Önceleri Kayıp balık Nemo Babasına kavuştuğunda bile ağlayan biriydim sonuçta.
Ne oldu da bize böyle saygımızı yitirdik. Annemin anlattığı gençlik nerede? Söz namusa şerefe geldiğinde aslan kesilip kükreyen gençlerin otobüste-dolmuşta hamile gördüklerinde kıçlarını yaya yaya etrafa bakınmalarına anlam veremiyorum. iki yüzlülük değil mi bu? Kibar konuşmaya hiç gerek yok bu davranışı sergileyenler genellikle öküz genç erkekler ve kokona kızlar. Tiki diye bahsedeceklerim hele türümüzü araştırmaya gelmiş uzaylı sınıfına girdiklerinden bahsetmiyorum bile. Devamını Oku »