Doksanlarda bol vurdulu kırdılı chuck norris’li , jackie chan!li, Brandon lee’li… filmlerin tavan yaptığı yıllarda tv’ döğüş filmi varsa yediğimiz söğüşü bile yarım bırakır izlemeye koyulurduk. Bu filmleri izledikçe de coşar cuçi ile Allah ne verdiyse bir güzel girişir , kaplan pençesinin alasını atar, turna duruşu diye koltuklarda tünerdik. Hey gidi günler be!
Ömer abim bu akıma uyarak eve en yakın karate merkezinde soluklanmış, beyaz pantolonuna rengarenk kuşaklar takmaya başlamıştı. Bu durumdan bizde bolcana nasiplenip uçan tekme, turna vuruşu,kaplan pençesi, döner tekme yedikçe karate eğitimi aldığımızı sanır, büyük usta Ömer abimizin dediği gibi sesimizi çıkarmazdık. Çünkü Ninjalar ağlamazdı.Bu bizim eğitimimiz için şarttı. Çocukluğumu barbie bebeklerle oynamaktan çok ,küçük bir kum torbası olarak geçirmiştim anlayacağınız.
Bu yıllarını ufak bir velet olarak geçirip, koltuk üzerlerinde “aduket datdara dukeeet” diye bağrınıp, anneden güdümlü terlik yemeye alışkın bünyem için süper ötesi bir film izledim geçenlerde. Oldukça iddialı bir Endonezya yapımı olarak beyaz perdede ve festivallerde yer gösterdi. The Raid: Redemption (Serbuan maut), türkçeye Baskın olarak çevrilmiş. Orjinal dili ingilizce olmadığı ve Türkçe altyazı bulunmadığı için mecburen Türkçe dublajlı izledim. Baştan sona bir an bile dinmeyen temposu ile infernal affairs’ten beri uzakdoğu’dan gelen en iyi aksiyon filmi.Ama diyeyim yok böyle film. Çek, jet, bırandon, van dam kusuruma bakmayın sizinki de dövüş müydü yaa dedirtebilecek gerçek ötesi sahnelere imza atılmış dehşet bir yapım. Zaten film vizyona girmeden önce son on yılın en iyi aksiyon filmi diye pazarladılar. Az bile yapmışlar. Konusu oldukça basit ve müzikleri çok kıytırık kalsa da yönetmen öyle müthiş bir görsellikle karşımıza çıkıyor ki müzik falan istemezük diyerek adeta seyirciyle dalga geçiyor. filmde kullanılan dövüş tekniği Filipinler, Endonezya, Malezya, Brunei ve Singapur gibi Malay dünyasında uygulanan bir savaş sanatı olan pencak silat. Fimde “deli köpek ” olarak karşımıza çıkan psikopat gerçekte pencak silat Dünya şampiyonuymuş. yönetmen Gareth evans yayan ruhian’lı ( deli köpek), ıwo ukains’li ( esas oğlan) bir film daha yapsa, sırf bu filmin yarısı kadar bile olsa, aksiyon sevenleri fazlasıyla tatmin edecektir. Hem söylemeden geçemeyeceğim fps hastasıysanız filmi izlerken yerinizde duramayacaksınız. Bu kadar aksiyon sizin için bile fazla 😎
Kasvetli sinematografi, klostrofobik mekânlar, bitmek bilmeyen kendine özgü “gore” şiddet derken holivut bu filmin remake’ine girişmez umarım.
not: Evet konu yazmadım. Spoiler falan vermedim ama ne gerek var?
Bide bu var: tıkk

Leave a Reply